KAVUNCU NURİ DEDE'NİN BIYIĞI

Şiirleştiren Derviş Baba

 

(Şanına uygun bu öyküyü, daha nicelerini yaşamış, ama artık hayatta olmayan Nuri amcamın çok değerli anısına sunuyorum )

Nuri dede cemler yapamayınca
Talip hoyrat olmuş arlanmayınca

Sırtında küfesi kavun satıyor
Muhanet talibe muhtaç olmuyor

Sokakta "kavun bal!" bağırır durur
Sarkan sepetlere tartar doldurur

Dede bıyıklara bıçak vurmamış
Bu kıllara söz atmayan kalmamış

Kimine der "şarap-rakı süzerim"
Kimine der "adam asar gezerim"

Kimine der "süsü her Alevinin
Kapı kilididir gönül evinin"

"Bıyıklarla tanışır halleşiriz
Dost muhabbetinde biz söyleşiriz"

Birgün kavun satarken Levent'te
Arada bir durup bıyık bükmekte

Pek canı sıkkındı mal satılmıyor
Akşamki rakıya para çıkmıyor

Villanın önünden tam geçiverdi
Ansızın bir oğlan "dur" deyiverdi

"Annem dedi iki kavun topatan
Mutlaka al bıyıklı kavuncudan"

"Ama önce öğren bıyıklarını
Kıllarından neler yapıldığını"

Canı sıkkındı ya yine kızmadı
Onu güldürecek yanıt hazırdı

Bahçeden kahkaha sesleri duydu
Demek yanıt bekleyen anasıydı

Düşündü oğlanı kasten yollamış
Konuklara gösteri hazırlamış

Önce kavun verip parasın aldı
Oğlansa sorusunu tekrarladı

Dede "annen çıplak ayna önünde
Yanak ve göğsünü birkaç kez günde"

"Pudra ekip fırçayla da okşuyor
Onunla makiyaj masaj yapıyor"

"O fırçası benim bıyık kılımdan
Annene böyle söyle güzel oğlan"

Dedi bükerekten gür bıyıkları
"Gelsin bak böylece verem onları"

Leventli hanım bu cevabı aldı
Konuklar önünde ağzı kapandı

Dede "kavun tatlıı!" deyip yürüdü
Derviş Baba öyküye ne güldüydü

Elbet düşünmekten kendin almadı
Kalktı ve Dede'nin eline vardı

31/III/1993