İsmail Kaygusuz'dan yeni tyatro oyunu çalışması:

IĞDIR’IN ÜÇ ALMASI

İzmir-Bornova'nın, Ege Üniversitesi Fakülte yapılar kompleksinin bulunduğu Erzene mahallesinin güneyindeki Ergene Mahallesinde küçük bir apartman dairesinde oturma odası. Altı kişilik bir masa, bir çekyat ve iki eski koltuk. Köşede orta boy bir televizyon. Sevda mutfakta akşam yemeği hazırlamakta. Odada sonuna kadar açılmış bir CD çalarda bir hanım türkücü "Iğdır'ın al alması/Yemeğe bal alması" türküsünü söylerken SEVDA da ona eşlik etmektedir. Murat dışkapıyı kendi anahtarıyla açarak, hırsla içeri girip kapıyı arkadan kilitler.Doğrudan gidip CD çaları kapatır.

SEVDA _; (Elinde kepçe ve önünde önlükle mutfaktan çıkar) Murat geldin mi hayatım; hayret erkencisin. Niye kapattın ki, kıssaydın bari. Ben "Iğdır'ın al alması"nı dinliyordum.

MURAT _; (Öfkeli) Peki niye böyle bağırtarak dinliyorsun Sevda? Koridorlarda gidip gelen, bu katta oturan komşular senin türkünü dinlemek zorundalar mı?

SEVDA _; Mutfaktan duyabileyim diye biraz fazla dokundum, demek fazla açmışım.

MURAT _; Hem de nasıl! Apartman Iğdır türkülerini dinliyordu. Şu apartmana taşınalı bir hafta oldu, hemen Iğdırlı olduğunu ilan etmeye başladın. Fakülteye bundan daha yakın bir mahalleden ev bulmak kolay mı? Son evden Iğdır'ı iyi bilen bir Karslı ile karşılaştığımız için, bir gecede toparlanıp ayrılmadık mı? Üstelik adam bizim Iğdırlı olduğumuzu da bilmiyordu.

SEVDA _; He ya! Bir komşuya Kars'tan Iğdır'dan sözederken yanlarından geçtiydim. Kulak kesildim; adam bizim köyü, hatta aşiretimizi anlatıyordu.

MURAT _; Şimdi sen de, o yağmurdan kaçtık, burada doluya tutulmak istiyorsun?

SEVDA _; Ah, men ne poh yemişem! Herkes eşitti hemi?

MURAT _; Bereket koridorda kimseler yoktu. Şimdi de başlama Azeri ağzıyla konuşmaya.

SEVDA _; (Gülerek) Neçe edem men de bilmirem Mırad'ım. Kürtçe gonuşmaya da bırahmirsen; barim bırah da heç degilse sennen, bizim oraların Türkcesini gonuşayım. Öyle mi öksedim Iğdır'ın daşını torpağını! (Murat güler) Bögün markete gitmiş, birez ticeret yapmışam. Van otlu peyniri görüp almışam, Iğdır kayısısı bile bulmışam...

MURAT _; Markette Iğdır kaysısı da mı vardı?

SEVDA _; Helbette, hem de yumzuh gimi; aha böyle!(Yumruğunu sıkarak gösterir) Bak masanın üstündeki meyva sepetine koydum, haydi al da bir tane ye, ben yedim şeker gimiydi! Fazla yeme, sonra yemek yiyemezsin. (Oradan bir tane alıp Murat'a veririken) Bizim oraların ürünlerine kurban oluram ben. Bizim meyva bahçesinde tam yüz ağaç kayısı var. Kayısı toplayıcılar eğer zamanında gelmedilerse, şimdi hepsi diplerine dökülüp, çürümüş kalmışlardır vallah.

MURAT _; (Çiğnerken) Kaysı da çok güzelmiş. Sen de isteyince ne güzel şehir Türkçesi konuşuyorsun. (Yumuşak, sevgi dolu) Eğer ocakta yemeğin varsa, altını kapat oturalım biraz ve ciddi ciddi konuşalım.

SEVDA _; Oturalım Murat'ım, sana Iğdır mıhlaması yaptım, domatesli.

MURAT _; Bak yine Iğdır dedin; ben sana hep demiyor muyum Iğdır adını kafandan sil, benimle konuşurken bile kullanma!

SEVDA _; Kafamdan silecek bir silgi var mı Murat? Kafamdan akıp dilime geliyor birden, hangi sözcüğü kullanayım yerine? Adımı değiştirdik, Sevda'ya yeni yeni alıştım.

MURAT _; Dilinin ucuna geldiğinde; bizim oralar ya da memleketimiz dersin, olur biter. Arada bir yanlışlıkla ağzından çıkabilir, ama sık sık kullanma kentin adını. Kapıyı-bacayı dinleyen olur. Zaten konu-komşu çok meraklı...

SEVDA _; Doğru ya, öyle çok meraklılar ki; kiminle karşılaşsam da gülümsesem, "bacım nerelesin?"diye soruyorlar.

MURAT _; (Kısık sesle) Altı ay içinde bu değiştirdiğimiz üçüncü ev; burada uzun süre kalalım, Fakülteye'de yakın. Derslerimin çoğuna yürüyerek gidiyorum. N'olur herkesle durup konuşma, karşılaştığın komşulara selam verip geç, kuşku uyandırıcı bir şey yapma! Mor Çatı'dan seni teslim aldığımda, aramızda anlaştığımız, kuralları bir daha hatırlatayım:

İKİSİ BİRDEN _; Bir:Yataktan başka yerde Kürtçe konuşmayacaksın. İki: Yapabildiğince Türkçeyi şehirli ağzıyla, kitaplarda okuduğun gibi konuş! Üç: 'Nerelisin?'diye sorduklarında Malatya'dan öteye adımını atmayacaksın.

SEVDA _; (Gülerek) Birden aklıma geldi; bugün markette ben yaşta bir kadınla bir kaç kez karşılaşınca yanıma yaklaşıp nereli olduğumu sordu. Malatyalıyım deyince, "aa hemşehriyiz, ben Doğanşehir'in bir köyündenim. Sen içinden misin? Şehirliler gibi konuşuyorsun da onun için dedim." Ailem köyden çıkalı çok olmuş, ben İstanbul'da büyüdüm, diyerek elinden zor kurtuldum. Hayatımda görmediğim İstanbul'da büyüttüm kendimi; kendi kimliğini gizlemek insana ne yalanlar söyletiyor ah, Murat'ım (Ona sarılır).

MURAT _; Tamam canım, Sevda'cığım. Yakında herşey düzelecek; zaten sorunlar hemen hemen bitti, töre dedikoduları da kesilip, olaylar unutulacak. O zamana kadar yalanlarla yaşamak zorundayız. Haydi sen şimdi mutfağa git kaldığın yerden akşam yemeğini hazırlamaya devam et. Bir arkadaştan Genel Kimya dersi notlarını aldım, onları kimya defterime geçeyim. O Genel Kimya'ya, ben de Botanik'e girip, notlarımızı değiş-tokuş yapıyoruz. Bu arada sen de umarım son aldığım "Denenmiş Çözümlü Üniversite Giriş Sınavı soruları" kitabına çalışmaya başlamışsındır. Kurslara gidemiyorsun, dost-düşman biriyle karşılaşmamak için...

SEVDA _; (Ayağa kalkmıştır) Başladım çalışmaya; onbeş-yirmi sayfayı ezberlemişim bile. Önümüzdeki yılın Üniversite giriş sınavlarını mutlaka kazanacağım. Ama senin gibi Ziraat Fakültesinde Tarla Bitkilerini değil, ben Edebiyat Fakültesi Sosyoloji bölümünü okumak istiyorum. Haydi sen dersine çalış, ben pilavı salatayı hazırlayayım mıhlamanın yanısıra. (Mutfağa geçer ve bir süre sessizlik.Sonra mutfak kapısından kafasını göstererek) Murat bak sana ne diyeceğim.

MURAT _; (Defterden kafasının kaldırarak)Yine ne var Sevda?

SEVDA _; İşini gör, sadece kulağın bende olsun. Az önce söylemeyi unuttum; bugün beni dayım telefonla aradı, Iğdır'dan,- ayy unuttum yine- memleketten haberler var: En yakın arkadaşımın, boyu devrilesi katili dağda bir mağarada yakalanmış. Suçunu da itiraf etmiş.(Üzgündür, kafasını içeri çeker ve artık mutfaktan konuşur)

MURAT _; Üç dört gün önce gazeteler yazdı; üzülmeyesin diye sana göstermedim. Unut artık olup bitenleri, ikimiz de unutalım. İskender dayımızın sayesinde birbirimize kavuştuk, mutlu yaşıyoruz; bunun değerini bileleim..

SEVDA _; (Sesi ağlamaklı gelir,içini çekerek konuşur) Unutmak ha! Ömür boyu unutabilir miyim acaba? Sen unutursun; çünkü olayları sen değil, ben yaşadım. Sen olayın daha başlarındayken alıp başını gittin köyden. (İçini çekerek, hıçkıra hıçkıra ağlamaya başlar.)

MURAT _; (Alışkındır, başını sallayarak yerindem kalkar) Zavallı Sevda'cığım yine boşandı. (Mutfak kapısına gelip onu teselliye çalışır) Hayatım ağlama, ağlamakla hiçbir şey düzelmez biliyorsun. Senin hiçbir suçun yok, vicdanın rahat olsun. Bak sana ne diyeceğim, iyi dinle; kahrolası töreler yüzünden başımıza gelenleri; kendini, arkadaşını, kardeşini ve beni yaz. Yaşadıklarını ve yaşananları, dışarıdan gözleyen bir dördücü kişi gibi anlat. İlgilenen bir yazar bulur, ona veririz romanlaştırır ya da tiyatro oyunu yapar; yayınlar, insanlara ulaştırır...

SEVDA _; (Ağlaması durur) Biliyor musun, çoktan yazmaya başladım;bir defteri doldurdum bile. Neredeyse sonuna geldim. Zela'in başına gelenleri de dayım bizi ziyarete geldiğinde anlatmıştı ya, onu da yazdım. Bana kızar, alay edersin diye sana söylemeye çekindim. Bitirince, herşeyi göze alır söylerdim ama.

MURAT _; Olur mu öyle şey, niye sana kızayım ki? Şunları toplayayım, zaten bir sayfalık not kaldı. Yatmadan önce yarım saat çalıştımmı bitiririm. (Masadaki dafterleri toplar çantasına koyar) Mutfağa geçelim, sen pilavı pişirirken ben de salatayı yaparım. Yemekten sonra yazdıklarını okursun bana olmaz mı?

SEVDA _; (Sevinçlidir)M utfağa girmeden sana bir şey daha söyleyeceğim. Ama alay etmeceksin değil mi?

MURAT _; (Meraklanır) Etmem elbette.

SEVDA _; Ben az önce CD'den dinlediğim " Iğdır'ın al alması"nın sözlerini de değiştirip, bizim hikâyemize uyarladım. Birinci kıtayı okuyam da dinle (Türkünün makamıyla söyler):

Iğdır'ın üç alması

Yemesi güç alması

Gelinlik kızlarının

Sevmesi suç olması

Ölürem ölürem yar

Yetimem yar yetimem yar

Ay balam sevirem yar

Sevirem yar sevirem yar yar

MURAT _; (Ona sarılarak) Çok güzel canım benim, şiir yazma yeteneğin de varmış senin, bilmiyordum. (Mutfağa geçerler)

 

Devamını  pdf  okuyabilirsiniz