Warning: Creating default object from empty value in /www/htdocs/w00b83be/aktarma/plugins/system/jat3/core/joomla/modulehelper.php on line 320
Assimilasyon Tuzağına Düşmeyelim

Assimilasyon Tuzağına Düşmeyelim

  • PDF
Sacayak Dergisi genel yönetmeni Ahmet Koçak'ın İsmail Kaygusuz'la, Şubat 2010'da yayınlanan Alevi Çalıştayı üzerinde yaptığı söyleşi:

AKP'nin Alevilerin sorunlarının çözümüne yönelik iki yıldır girişim yapmaktadır. Bunlar önce "Alevi Açılımı" oldu, daha sonra "Alevi Çalıştayı" oldu. Bu konuda neler söylemek istersiniz.

AKP hükümeti, Alevi-Bektaşi inancında hiç yeri olmamış ve Muharrem orucunun özüne aykırı "İftar Sofraları" ile başlayan "Alevi Açılımı"nın yönetici aktörlerini ve adını değiştirerek bir "proje" sürdürüyor. Politik çıkarlarını, içinden çıktığı inanç toplumuna ihanet noktasına vardırmış Reha Çamuroğlu'nun çamurluğundan onu çıkartıp, "Alevi Çalıştayı" adıyla eylem planına geçirdi. "Alevi Açılımı" programı çerçevesinde sürdürülen TRT'deki "Muharrem Sohbetleri"ndeki tutum ve anlayışla hedef daha da bir netleşmişti.

Yani sence AKP hükümetinin bir politik projesi mi var Alevilere ilişkin?

Hiç kuşkun olmasın. AKP'nin öngördüğü Alevilik Projesi, ABD emperyalizminin "Ilımlı İslâm Projesi"nin uzantılarından kapsam alanı içerisinde bir ayrıntı uygulamasıdır; kendi siyasetlerine uygun bir ılımlı Alevilik oluşturmak!

Nedir ılımlı Alevilik? Beş vakit namaz kılmak, otuz gün Ramazan orucu tutmak, hacca gitmek...gibi şeriatın temel ibadetlerini yerine getiren; köyüne veya mahallesine kondurulacak camilerden çıkmayan, kısacası şeriatı dışlamayan bir müminler topluluğuna özgü bir Alevilik! Yani, "cami de bizim cemevi de; namaz da bizim niyaz da..." diyen anlayışı egemen kılmaktır ılımlı Alevilik yaratmak. Ortadoğu politikaları iflas etmiş olan ABD, Obama'yla birlikte "Ilımlı İslâm Projesi"ni artık terketmiş olsa da, bu politikanın iç yansıması olan ılımlı Alevilik projesini uygulama alanına çıkarmak, açılımını sağlamak AKP'nin politik çıkarlarına çok uygundur; bugüne dek hiçbir iktidarın yapmadığı –farklı inançlara özgürlük ve demokrasi adına Alevi açılımı-çalıştayı yaygarasıyla- bir girişimde bulunarak geniş yandaş kitlesi kazanmayı hedeflemektedir. Sözde Alevi sorununu çözmek, bu inanç toplumunun hak ve hukukunu tanımak, taleplerini yerine getirmek adına süreci uzun zaman içine yaydıkça bu gerçek hedef rahatlıkla gizlenebilecektir. Temeldeki amaç ise, 16.yüzyılın sonlarında Osmanlı politikasının yarattığı, kısmen Şii şeriatını benimsemiş; ezan-ı Muhammediye'li, beş vakit namazlı, otuz gün oruçlu, Arapça Kur'an ayetleriyle süslenmiş ve devlete-padişaha övgüler (iyi dilekler, bol şükranlar) sunan gülbekleriyle, 1826'ya kadar ayn-i cemlerini serbestçe yapan Babagan Bektaşiliğini "Ilımlı Alevilik" olarak resmiyete koymaktır AKP'nin Alevilik projesi olabilir!

Zaten diyanetçi-ilâhiyatçı, tarihçi ve yazarların yayınlarıyla sürekli Bektaşilikle Aleviliği birbirinden ayrı olarak işleyip, Alevilik-Kızılbaşlığı aşırı ve sapkın göstererek kuramsal temelini hazırlamak çabası içindedirler. Bir kaç yıl önce Isparta'da yapılan Alevilik-Bektaşilik sempozyumuyla ilk kez bu niyet açığa çıktı. Sonra Diyanet'in ve bazı Üniversitelerin yaptıkları, çoğu İlâhiyatçı bilginlerin (?) katıldığı toplantı ve panellerle sürdürüldü. Ayrıca Diyanet'in, ortodoks inanç ve düşünce yapısına uygun elyazmaları seçtirerek, "Alevi Bektaşi Klasikleri" adı altında yaptığı yayınlarla süreç hızlandırıldı. Böylece bu hazırlık dönemi boyunca Cem ve Ehlibeyt vakıfları, "cami de bizim cemevi de" diyen Şii eyilimli bazı Alevi-Bektaşi dernek ve dergâhlarından yandaşlar belirlendi. Ne yazık ki, ortodoks İslâma (Sünni-Şii) aykırı olarak, kendilerini bin dörtyüz yıldır bâtıni yorumlar çerçevesinde müslüman görüp, bu inançları uğruna ölümcül mücadeleler vermiş Alevi-Bektaşi toplumuna, "siz müslüman değilsiniz, Aleviliğin İslâmla ilgisi yoktur" iddia ve tartışmaları yandaş kazanma sürecine hizmette bulundu. Adım adım yürüyen bu hazırlıklar döneminden sonra, denetim altında tutulabilecek ılımlı bir devlet Aleviliği yaratmak için 'Alevi açılımı' ve arkasında 'Alevi çalıştayı' sahneye koyuldu.

Ne anlama geliyor bu kavramlar? Alevi-Bektaşi toplumunun haklı istekleri için bunlar gerekli midir?

Neyin açılımı ve neyin çalıştayı yapılıyor ? Bana göre açılım kavramı, bir konunun, bir düşüncenin veya bir işin tanımlanarak ayrıntılarıyla açıklığa kavuşturulup, yeni eklemlemelerle genişletilmesini karşılar. Çalıştayı ise açılımın amacına ulaşmasını sağlayacak olan tartışmalar, eylemler ve uygulamalar olarak anlıyorum. Eğer devlet ve eğer AKP hükümeti gerçekten samimi olsaydı, "açılım ve çalıştay'lara gerek görmez ve bunlar için zaman harcamazdı. Ülke nüfusunun yaklaşık üçte birini oluşturan Alevi-Bektaşi inanç toplumunun haklı taleplerini, yasal isteklerini hiçbir gerekçe neden göstermeden; üstelik bu topluma tarih boyu yapılmış olan baskı ve kıyımlar için ve en yakını 2 Temmuz kırımı için özür dileyerek hemen yerine getirirdi. Kısacası böyle "açılım" ve "çalıştay" toplantılarıyla Alevilerin sorunları çözülmez. Cumhuriyetin kuruluşundan beri, ülkede yaşayan farklı bir inanç topluluğunun, yani Alevi-Bektaşilerin varlığı kabul görmemiş; yani fiilen mevcut fakat resmen na-mevcut! Önce bu inanç topluluğun varoluşunu-kimliğini resmen tanımalısın ki, sorunlarını çözme girişiminde bulunabilesin.

Yani ikinci aşaması tamamlanmış olan "Çalıştay" Alevilerin sorunlarını çözmeye yönlendirilmiş değil mi?

Çalıştay'daki hükümet temsilcisi bakan Fuat Çelik'in 8 Temmuz günü söylediklerine bir göz atalım, o zaman anlarsın:
"İnsan haklarına dayalı demokratik ülkelerde, devlet herhangi bir dini veya mezhebi ya da ideolojiyi vatandaşına dayatmadığı gibi her dinden bireyin de eşit mesafede yanında olmalıdır. Demokrasilerde her insan hürdür. Toplumsal barışın ve huzurun ortak paydası olan demokrasi bireyin inançlarını yaşayabilmesini sağlamaktadır."

Bunlar doğru ve güzel sözler; eğer TC devleti 'herhangi bir dini veya mezhebi ya da ideolojiyi vatandaşına dayatmadığı gibi her dinden bireyin de eşit mesafede yanında olsaydı' Alevi-Bektaşilerin sorunları olur muydu? Kuşkusuz olmazdı. Sözde laik ve demokratik TC Devleti, içinde yer alan bir Diyanet İşleri Başkanlığı gibi teokratik yapı nedeniyle Sünniliğin Hanefi mezhebini belli ritüeller içinde vatandaşına dayatmış ve dayatmayı hâlâ sürdürüyor. Hükümetin bakanı ağzıyla bu gerçeği itiraf etmesine rağmen, Diyanet'in kaldırılması Alevilerin talepleri arasında bulunmasını yadırgıyor karşı çıkıyor. Buna ikiyüzlülük denir. Öbür yandan "toplumsal barışın ve huzurun ortak paydası demokrasidir" derken arkasından;

"din ve inançların geçmişte olduğu gibi içinde olduğumuz çağda da en etkin gerçektir. Bu gerçek ortak paydada buluşmaya teşvik etmektedir. Ortak arayışlar dünyada kalıcı barışa işaret etmektedir" sözleri ne anlama geliyor dersiniz?

Ne anlama geliyor? Açıklar mısın?

Bakanın bu sözleri bir önceki demokrasi söylemlerini ortadan kaldırıyor ve baştan beri söylediğimiz, AKP hükümetinin gerçek niyetini açığa vuruyor. Ne demektir "din ve inanç gerçeği ortak paydada buluşmayı teşvik etmektedir?" Bu sözün arkasından genel bir doğruyu zikrederek haklılığını kanıtlamaya çalışıyor; hayır, din ve inançlarda ortak payda arama girişimi, ancak 'demokrasi bireyin inançlarını yaşayabilmesini sağlayabilir' kuralına aykırıdır. Farklı ve birbirine aykırı inançlarda ortak paydada buluşma diye bir mantıksal gerçeklik yoktur ve olamaz. Böyle bir girişimde bulunmak, devletten ya da hükümetten geliyorsa, baskın din ve inancın diğerlerine dayatılması ve kendine benzetmeye zorlamasına varır ki, bunun adına assimilasyon girişimi denir. Alevi-Bektaşiliğin Tanrı inancı ve İslâmi ibadet anlayışı, Sünni İslâm'a tamamıyla aykırıdır. Alevilerin müslümanlığı kendilerine özgüdür ve bâtıni İslâm inancı üzerinde temellendirilmiştir. Hangi ortak paydadan sözediyor sayın Bakan?

Yani ortak paydada buluşmak dediği Alevileri assimilasyona uğratma planından başka bir şey değil!

Doğru. Bunu da 'Ilımlı Alevilik' örtüsü altında Alevileri özünden saptırıp şeriatla buluşturarak yapmayı planlıyor AKP hükümeti. Temelde , zaten Cumhuriyetin kuruluşundan beri resmen yok sayılan Alevilik, assimilasyon yoluyla gerçekten yokedilip varlığı tümüyle ortadan kaldırılmak isteniyor. AKP iktidarının Alevi açılımı ve çalıştayı bir tuzaktır; Alevi-Bektaşilerin sorunlarını çözmek için değil, Hacı Bektaş Dergâhı postnişini çok değerli dostum sayın Veliyettin Ulusoy'un "eskiden Alevileri katlediyorlardı, şimdi ise Aleviliği öldürmek istiyorlar" dediği gibi, Aleviliği yoketme girişimiyle sorunları toptan ortadan kaldırılmak isteniyor. Aleviler bu tuzağa düşmemelidir.

Demek böyle düşündüğünüzü tahmin ettikleri için, çalıştaya ilgili ilgisiz birçok kurum ve kuruluş mensuplarını çağırıyorlar, ama seni çağırmadılar.

Herhalde tahmin ederler; çağırsalar da gitmezdim, ama fikrimi değiştirip de gitseydim, bu söylediklerimin aynısını, belki daha fazlasını orada söylerdim. Örneğin gazeteler 2. Alevi Çalıştay'ını, "Hükümetin, Alevi vatandaşların sorunlarının çözümü ve Aleviliği bilgi zeminine oturtmayı amaçlayan çalışmaları sürüyor" haberiyle verdiler. Bu toplantıda "Akademisyenler" Aleviliği bilgi zeminine oturtacaklar, yani bir çeşit Alevilik-Bektaşilik üzerinde açıklayıcı bilgiler sunacaklardı herhalde. Garip değil mi; otuz iki çağrılı akademisyenlerden sadece 5-6 kişi Alevi kökenli ve bunlarla birlikte bir o kadarının Alevilik üzerinde araştırması bulunmaktadır. Alevi-Bektaşi toplumu geri kalanların hiçbirini tanımaz –ki ben de tanımıyorum- ve hiçbirinin konuyla yakından uzaktan ilgisi yoktur. Katılımcılar çeşitli üniversitelerde çalışan veya emekli sosyolog, gazeteci, sosyal bilimci, dil ve din bilimcisi, tarihçi vb. Bu kişilerin arka planları araştırıldığında Türk-İslâmcılar, İlâhiyatçılar, Fethullahçı Zaman gazetesi yazarı, Diyanet İşleri Başkanlığının İlim kurulu üyesi, meşhur Abant toplantılarının müdavimleri ve çeşitli tarikat-cemaat üyeleri karşımıza çıkıyor. Onların bağlı bulundukları ortamların Alevilik ve Aleviler hakkındaki düşünceleri de iyi bilinmektedir. Ve Bunlar Alevi-Bektaşi toplumunun sorunları üzerine görüş ve bilgilerini sunacak; çözüm önerileri getirecekler öyle mi? Kuzucuklar kurtlara teslim ediliyor! Neler konuştuklarını bilmiyoruz, ama büyük olasılıkla ılımlı davranmışlardır; çünkü Alevi-Bektaşilerin–olur ya- eğer bazı yasal istekleri kabul edilirse, Aleviliği tarikat düzleminde gördükleri için kendi tarikat ve cemaatlarına da yasal kazanımlar sağlayacaklarını düşünmektediler.

Son sözlerini alayım.

Sonuç olarak, Alevi-Bektaşi inanç toplumu ve de Alevi-Bektaşi kurum ve kuruluşları boşyere, AKP'nin Alevi açılımı ve çalıştaylarından olumlu birşey beklemesinler. Bakanın da vurguladığı gibi bu bir "din ve inançta ortak payda oluşturma", yani 'ılımlı Alevilik projesi' çerçevesinde Aleviliğin şeriatla buluşturulması, yani assimilasyon girişimidir. Tuzağa düşmeyelim.

Araştırma-İnceleme

Malakat_sehsafi
Kitapları

Anı-Öyküler

Sarabi-oykuler
Kitapları

Tiyatro Oyunları

Silvanli-Kadinlar
Kitapları

Roman

masuki-önkapak
Kitapları

Çeviri

Karam-Khella
Kitapları